Asla affa girmeyen ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası yeterlidir. İdam cezası, telafisi olmayan bir adalet yanılgısı da olabilir. Ayrıca idam zaten bir ceza bile değildir; cesetlerin özgürlük acısı çektiği görülmüş değildir. İdam suçtan caydırıcı çözüm olaydı darağacı kurulan yerlerde cinayet işlenmezdi...
İdam yerine suçluyu yaşadığına pişman ettiren hücre hapsi, cezanın çilesini çektirmesi bakımından mağdurun yüreğini soğutmaya en âdil hükümdür. Elbette lüks otel kıvamında bir hapislikten söz etmiyoruz. Ağır cezalı mahkûm, kendi varlığını duyurma özgürlüğünden en azından uzun süre mutlaka mahrum bırakılmalıdır. Bir kendisi bir hücresi bir de ara sıra kendisini yoklayan gardiyan… Yeme içme ve temizlenme dışında sadece kendisine sunulan listeden seçmeli kitap okumaya ve yazmaya izinli tutulmalıdır. Gene de mahkûma bir ıslah fırsatı vermek için ömür boyu hapiste ağır hücre cezasını hem yaş hem de süreyle sınırlamak gerek. En az çekeri 15 yıl olmak üzere 70 yaş sınırına kadar hücre hapsi verilebilir. 10 yılı tamamlayan ya da 70 yaşını geçenler anca koğuş düzeni hapsine alınabilirler.
İnsan ancak bir kez öldürülür. İdam ile suçlunun cezası da son bulur. Oysa afsız mafsız, disiplinli bir ağır cezalı ömür boyu hapis, bence suçluyu yaşadığına pişman edecek bir cezadır. Şimdi bir düşünelim… Yakaladığımız caniye merhamet edip onu asalım mı yoksa en az 15 yılı hücrede geçecek ömür boyu hapse mi tıkalım?..
*
Muharrem Soyek

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder