Erkek savaşır, kadın kazanır. (Cengiz Sarıca)
Erkek, toplumsal görgüde geçim savaşçısıdır; ancak en zorlu savaşını da beğendiği kadının ruhunu fethetmeye verir… Erkek savaşır ve kazandığını sandığı yerde kadın ona yeni bir savaşım cephesi açar. Erkek bir daha savaşır ve yine kazandığı sanısıyla kadının koluna girip zafer turu atmaya çıkar. Fark etmemiştir; aslında kazanan kadındır. Çünkü kadın arka cephede savaşın kurmay komutanıdır… Kadın, seçtiği erkeği kahramanı ilan eder ve sırtını sıvazlayıp sözde en kahraman erkeklerin vuruştuğu, gerçekteyse kendi savaşı olan yaşam cephesine sürer. Erkek savaştan savaşa geçer de gerçekte ne için savaştığını kavrayıncaya dek kadının zaferini kendisinin sanır. Sonunda gücü tükenen erkek ya gazi ya şehit olur ya da en mutlu olasılıkla kadın tarafından terhis edilir…
Galiba erkeğin tek kurtuluşu daha baştan kadının en kahraman adayı olmayı reddetmesidir. “Mutlu yaşam için bir savaş verilecekse, anca birlikte sırt sırta çatışırım” diyen bir öz güvenle kahramanlık yarışına girmeyi reddeden erkek hem kendini kurtarır hem de kadının en safından insan özlüsüne rastlama olanağını yükseltir… Reddedemiyorsa, bari bir kadının en gözde komutanı olmak üzere haddini bilmiş bir emir askeri olarak savaşmanın gururuyla avuna kalmalı.
Savaşıp kazanan erkek kadın fendinin nimetlerinden faydalansa da asıl kazanan hep kadındır. Kaybeden erkek bile kadının zaferini tamamlar. Erkeğin kaybetmesi bile kadının bir başka erkeği savaştırma niyetinin tasarımı olabilir. Bence bu yüzden derler, “Kadının fendi erkeği yendi!..” Kadının fendi (hilesi, oyuna getirmesi) o denli saklı bir büyük güçtür ki, erkeğin savaşını hemcinsleriyle rekabet kazancına dönüştürürken, erkeğin bunu kendi zaferi sanmasını sağlar. Kadının da kaybettiği olur elbette; ancak orada bile kazanan çoğu zaman erkek olmaz da bir başka kadın olur.
Televizyondaki “Evlen benimle” programlarında kadın adaylar evlenecekleri erkeği tanımlarken sıklıkla şöyle diyorlar: “Beni taşıyabilecek biri olsun... bana sahip çıkacak, adam gibi adam olsun...” Bu söylem kadın fendinin kışkırtıcılığı değil de nedir ki? “Erkek kişi kadınına sahip çıkar, ona kol kanat açar” diyen bir kadının kendi hükmüne gireceğini sanan erkek, kadının fendine tutsak olmaya hazır saflıkla kadının koruyucu kahramanı olma savaşında ön cephede vuruşur. Kadın, erkeğin savaşçı onurunu okşamak için, erkek egemenliğinde bir ilişkiyi yüceltirken, asla erkeğin hükmüne girme niyeti gütmez. Erkek, kadını sırtlayıp hayat yolunda yürürken kırbacın kadının elinde olduğunu fark etmez bile. Kadın algısı ve aklının galiba hiçbir zaman ‘aslı gibi’ çevirisi yapılamayacak. Kadının fendindeki hüner, erkeğin kahramanlık egosunu dürten kırbacın ve iradesine koşulan dizginin kendi elinde olduğunu kendisi için savaştırdığı erkeğe görünmez kılmasıdır.
Evet, kadının fendi erkeği yenebilir; ancak toplumsal gerçeklikte kadının başını yiyen de çoğu kez gene bu kadın fendidir. Bence, kadın kadının fendine kurttur. Bu yüzden, özellikle gönül meydanında erkeği en iyi savaştıran bir kadın kazanırken sıklıkla bir başka kadın ezilip geçilir. Bence sözün aslı, “Kadının fendi kadını yedi bitirdi” olmalıydı...
“Kadının fendi erkeği yendi!” sözü sanki kadın erkekle doğrudan ‘savaşa’ tutuşmuş gibi izlenim vermekle bile kadın fendinin algı tasarımıdır. Fendi güçlü kadın kullanacağı erkekle doğrudan kapışmaz. Kadının fendi nadiren bir erkeği telef etmeyi hedef alır ki, o zaman bile hedefteki erkeği bir başkasıyla perişan ederken kendisi masum mağduru oynar; asla eylemin öznesi olarak görünmez. Ancak intikam ateşiyle tutuşan cinnet saldırısındaki kadın, erkeği doğrudan kendi namıyla yok etmeyi hedefler.
Erkeği yanına çekip hayat yolunda kol kola birlikte yürümeyi ahlâki sorumluluk yapan kadınsa, muhteşem fendini hem mutluca birlikte yaşama hem yeri gelende ne kendini ne erkeği kahretmeden ayrılma ustalığında kullanır. Fendinin inceliğiyle erkeği yol ayrımına geldiğine ikna eder; öyle ki erkek sevdiği kadının mutluluğu için fedakârca ayrıldığına bile inanır olur. Bilge ruhlu adının fendi hem mutlu birliktelik hem kutlu ayrılık nedenseli olacak güçtedir. Böylesi aklı başında kadın fendi de vardır işte... Kadının önünde yürümeyi ve kadının erkek tarafından korunması gereken bir emanet olduğunu reddeden, ancak kadınla kol kola yürümek ve sırt sırta savaşmakla onurlanan erkeklerin bu muhteşem kadınlardan biriyle tanışma fırsatı olur. Galiba öylesine kendini bilen kişilikte seçkin erkek bile ancak kadının bilgelik fendiyle ortaya çıkarılır...
*
